9 Temmuz 2009 Perşembe

KIZIM 1 YAŞINDA














7Temmuz 2008-7 Temmuz 2009=1




1 Yıldır bir melekle beraberim,1 yıldır anneyim.7 Temmuz'da kızımın doğumgününü kutladık.Bugün çok duygusal yazamıyorum,duruşmalardan çıktım,herzamanki can sıkan insanlar vb.Belki akşam kendime gelir devam yazarım.Ama aradan da zaman geçmeden yazmak istedim.7 Temmuz dedemizin de doğumgünü,ikisinin bir araya gelmesi çok güzel oldu.Balonlarla ,renkli kağıtlarla süsledik bir güzel evimizi.Salı günü çok güzel bir koşturmacaydı.İşten de kaytardım bu bahaneyle.Adacık ne olduğunu anlamadan ortalıktaki balonlarla oynuyordu,biraz da bu gürültü patırdı hazırlık nedendir bilmediğinden şaşkınlıkla etrafı seyrediyordu.Mum söndürmeyi öğretemedik ama akşam olup da karanlıkta mum söndürüp iyi ki doğdun alkışları kopunca bu işi sevdi,tekrar tekrar istedi.




Misafirlerimizi dün yolcu ettik,adakız uyuyordu,uyandıktan sonra etrafta kimseyi göremeyince biraz bozulmuş ama akşam eve gittiğimde iyiydi şükür.Umarım ki 1 yaş ona büyüme hissi ve bir olgunluk getirir:)Ben de çok şey mi istiyorum ne???




Daha sonra daha fazla yazmak temmennisiyle şimdilik resimleri ekleyim.




Nice güzel yıllara büyü kızım...





8 Temmuz 2009 Çarşamba

Junior olduk...

Daha önce de pek çok bahsetmiştim,sütsel sıkıntılardan.Kızım 7. aya kadar çok anne sütü aldı,hep bir mücadele halindeydik.Ben ilk günlerden itibaren mama kullandım destek olarak.Milupa gerçekten de en sevdiğimiz mama oldu.Milupa Aptamillerden de en çok Milumili sevdik aslında.Bu koyu mavi Aptamil kutularında da aslında Milumil var.Aslında Milupa beni duysa da Milumil için de kutulu üretim yapsa ne iyi olurdu.Ben aldığım çiftli sarı kutuları bu eskiden kullandığımız mavi kutulara boşaltarak kullanıyordum.Şimdi aynı mesele junior için de gündeme gelecek gibi.Gerçi junior şişe paketleri de var ama yine de ben bu mavi kutucukları pek seviyorum.Kızım 1. yaşı ile birlikte artık abla maması içmeye başladı.Bu juniorlara ben abla maması diyorum.Kızıma hala inek sütü vermiyorum;çünkü hijyenine ve besin değerine çok inanamıyorum.Ayrıca bu denli erken verilmesi halinde demir eksikliği de yapıyor ve bunu biliyorum.Anneler hep bebeklerinin kansızlığı olduğundan yakınırlar.Ben bunun erken dönemde inek sütüne başlamaktan olduğu kanısındayım.Bu açıdan Milupa'nın besin değerine ,hijyenine sonsuz inanıyorum.
Bu 1 yıllık süre içerisinde bize olduğu destekten dolayı Milupa ailesine de sonsuz teşekkürler...

1 Yıl Önce...

Blog sevdam kızım için başladı.Bize,yaşadıklarımıza,ailemize dair notlar ,anılar bırakma umuduna.Ve sevgili kızım ADA 1 yıl önce telaşla hayatımıza katıldı.Plesantası çürümüştü,2500 gr kalmıştı,doktorumuz bize kazık atmıştı,yaşamakta olduğu suyu tükenmişti.Biz heyecanla onu beklerken bu sıkıntılar karşımıza çıktı,heyecanımıza endişeler de katıldı.Ama herzaman dediğim gibi onu doğduğu dakika gördüğüm ve Adacıkla o gözgöze geldiğimiz an hayatımın en unutulmayacak beynime kazınmış en belirgin anıdır.Neyse ki çok şükür ki 1 yıldır kızımızla birlikteyiz.Çok uykusuz geceler geçirdik ailecek,adakızın ağlama krizleriyle pijamalarla arabada gezer olduk.Biraz önce blog girdilerimde yazdıklarımı inceledim de Adakızın spor ayakkabılarında yazdığım birkaç ay sonra yürür olayına takıldım.Adakız hala seri halde yürümüyor,canı istediğinde yürüyor ancak.Emeklediği için bu ona yürümekten daha kolay geliyor.Benim kızım çabuk canlı,hırslı,biraz asabi,istediğini koparan,olmazsa hırçınlaşabilen,sevgi dolu,narin,nazlı bir melek.
Ne kadar uykusuz geceler geçirsek de,
Senin ağlama krizlerinde çaresiz kalıp,bitkin düşsek de,
Ama seni yine de ağlatmamaya çalışsak da,
Hayatımız senin programın ve planların dahilinde işlese de ,
Kızım;
HAYATIMIZA KATTIĞIN TAT,ANLAM,HUZUR,TARİFSİZ MUTLULUK VE VARLIĞIN İÇİN ÇOK TEŞEKKÜR EDERİZ...

4 Temmuz 2009 Cumartesi

TEMMUZ...ADA

Son zamanların en sevdiğim ayı Temmuz ayı oldu 3 yıldır.Gerçi her zaman yaz aylarını çok daha fazla severim.Benim havalarım yaz havalarıdır.Yaz akşamları,çiçekler,tatil,karpuz,kiraz,zeytinyağlılar,dondurma,bahçe,balkon,yazlık,tatil...Daha ne diyeyim ki.......
Telaşeli bir haftaya başlıyoruz bugünden itibaren.7 Temmuz adakızımın doğumgünü.1 Yıl ne çabuk da geçmiş.Ne uykusuzluk kaldı ne kolik,geriye kalan bugünlerde kızımı rahatsız eden çıkmaya çalışan ,çıkamayan köpek dişleri.Kızım yürümeye çalışıyor,isteklerini artık göstererek rahatlıkla anlatıyor,işine gelirse konuşuyor,uyumayı eskiden olduğu gibi gene sevmiyor,tek derdimiz sokak -park-salıncak üçlüsü.Sıcaklardan mıdır,diş ağrısından mıdır tam kestiremiyorum ama kızım yemek yemeyi reddediyor.Onu mutlu eden şeylerin başında mama geliyor.Aslında suyu ilk sıraya almam gerekir.Günde 4-5 kere banyo yapması kadar eğlenceli hissettiği başka şey yok sanırım.Yemek yerken bardağın içine elini sokmak,elini ıslatan bardaktan hızlıca elini çekip elinde kalan suyu içmeye çalışması ise komik ötesi.Öyle bir hızla yapıyor ki Adacık gözlerimiz takibe zor yetişiyor.Yarın anneannemiz,dedemiz,teyzemiz,dayımız,büyükanneannemiz geliyor Ankara'dan.Adakızımın doğumgününe.
Ha bu arada geçtiğimiz cuma günü bari 1 yaş resmi çekinelim ailecek dedik,dedik de ne dedik.Güzelce hazırlandık,kıyafetler,oyuncaklar aldık bir güzelce yanımıza.Girdik fotoğrafçı abimize.Ah nerden dedim ben resim çekinelim diye.Babamız,Şule Teyzemiz,anne Pınar ve ADAKIZ...4 Silahşörler:)Karanlıktan mıdır bilemiyorum ama Ada durumu pek beğenmedi.Daha ilk dakikadan yaşayacaklarımızı sezmiştik aslında.Sağolsun kızım ne kadar ayakta durmaya meraklıysa asla ayakta durduramadık,artık arkadan zorla tutmaya çalıştık,ağlama krizleri,ben elbise giymem çıkarırım krizleri,banane ben gülmem krizleri,asla makinaya bakmam krizleri....Lütfen daha fazla anlatmak istemiyorum.Güzelce fön bile çektirmiştim aslında ama daha bize mutlu aile pozu sırası gelmeden terlemekten fön mön kalmadı.Henüz alamadık fotoları.Alınca eklerim bilahare...
Şimdilik benden bu kadar.Tekrar döneceğim yazmaya,ama sanırım salıdan önce yazamam,sevgiyle kalın...

23 Haziran 2009 Salı

Deniz'in Doğumgünü



Arkadaşımın oğlu Deniz dün 22 Haziran'da 1 yaşına girdi.Onun için 1 yaş pastası ve kurabiyeler hazırladım.

Nice yıllara Deniz'cim.Güzel senelere büyürsün inşallah...

Merhabalar...

Merhabalar...Ben uzun zamandır yoktum,bir baktım ki en son Mayıs ayında kayıt girdisi yapmışım.Neredeyse Haziran sonuna geldik,artık yazmam lazım.Bu kadar zamanda ben neler mi yaptım;evimi taşıdım-çok şükür ki bitti,ama küçük bir bebekle ev taşımak çok zormuş,uzunca bir süre yeni bir ev düşünmek istemiyorum.Yeni evde ufak tefek işlerle uğraştım.
Sonra çok sevdiğim dedem vefat etti.Allah gani gani rahmet eylesin.Gerisi rutin eşim,kızım Ada,işim,evim...
Kriz geldi çöktü,sıcaklar geldi çöktü...
Geçen hafta arkadaşlarla yaptığımız günün sezon finali bendeydi.Pasta börek işleri ile uğraştım.
Truffle

Karamel Parfe,Ispanaklı Çıtır Börek


Böğürtlenli Cheesecake



Kısır,Barbunya Pilaki,Antep Usulü Kuru Patlıcan Dolması




Barbunya Pilaki,Ispanaklı Çıtır Börek(baklava hamuru ile),Karamel Parfe(bitter ve beyaz çikolatalı),Kısır,Antep Usulü Kuru Patlıcan Dolması,Hindistan Cevizli ve Bitterli Truffle ve Böğürtlenli Cheesecake menümüz dahilindeydi.Sezon finalini de yaparak Ramazan ayından sonra devam etmek üzere şimdilik bitirdik.
Aslında uzunca bir süre olmasına rağmen yazmayalı çok şeyler de yapmamışım ,ama elim değemedi bir türlü.İleriki günlerde daha sık görüşmek üzere...

12 Mayıs 2009 Salı

Ada&Bahar

Havalar ısınmaya iyiden iyiyiye başladığından beri Adakızımla sokaklardayız.Adacık parka gitmeyi,salıncakta sallanmayı,kaydıraktan kaymayı çok seviyor.Ama kötü olan parktan gelmek istemiyor.
Dişlerimizin de artık büyük bir çoğunluğunu patlattık.Rahatlamalar başlıyor sanırım.,Bugünlerde yeni değişik kelimeler çıkarma çabasındayız.Anne-memme-meme-bıyy-pembe-baba-babey-babı-dedde-haptuuu-bibi-ve ve-menim-off-hoop-ah ah....
Ah bir de çok emen bir bebekmiş gibi herkesin yanında anne memme memmemm demese :)

22 Nisan 2009 Çarşamba

Uyuyan güzel...




Aslında uyumayan güzel...

Adacık haftasonu anneanne-dede,büyükanneanne-büyükdede ziyareti yaptı.Yolculuk faslından hiç bahsetmek istemiyorum,tamamen ağlak,huysuz,tepinen bir bebek olarak gidiş geliş yolunu tamamlayarak anne ve babasına rezil bir yolculuk yaşattı.Her seferinde Ada ile yola çıkmayı tövbelesem de bakalım bu sefer ki tövbem ne kadar sürecek.Neyse ki hiç bitmeyecek sandığım o yol faslı bitti.Bu arada benim ilginç kızım köpek dişini patlattı,altta iki üstte 1 köpek dişi ile devam ediyoruz diş macerasına.Bu görüntüler de o kadar saatlik yolculukta sadece uyudu 30 dakika içerinde çekebildiğim resimler.Diğerleri de dedesinin uyuturken çektiği resimler.Yolculukta kızımcım sadece molalarda mutluydu,sanırım bundan sonra 1 saat mola yarım saat yol şeklinde seyahat edeceğiz.Evet dediğim gibi ayrıca bakalım bu tövbem ne kadar sürecek...

14 Nisan 2009 Salı

Sinem Pasta Getirdi...

Bu da bugünkü ilk doğumgünü pastam.Sağolsun canım arkadaşım,herzaman olduğu gibi bu senede es geçmeyip unutmadı ve pastamı getirdi.Büroda ilk kutlamayı yaptık.Diyetler güme gitti bugün ama bunu saymayız,erir zaten pasta ne olcak ki:)
Sinemcim çook teşekkürler,seni seviyorum...

ADA BÜRODAAA



Bugün Adacık nedendir bilmiyorum ben çıkarken nazlandı,huysuzlaştı.Zaten birkaç gündür bana karşı aşırı düşkünlük hallerinde...Babamız yine okuyunca diyecek ama sen de çok seviniyorsun bu duruma diye.....Ama çok da sevinmiyorum çünkü yemek bile yiyemez hale geldim.Ada ile yapışık ikiz gibi dolaşıyoruz heryerde.


Bugün de artık pılımızı pırtımızı topladık geldik büroya.Şule Hanım ,ben ,Ada.Üçümüz birimiz,birimiz üçümüz.Artıııı örümcek bile geldi yani büroya.Benim bütün meslek hayatım müvekkilime karşı yine yerlerde tabi hihihi.Amaaaan çok da umrumdaydı.


Ama çok mutlu Adakız.Heryeri karıştırmak,merakla incelemek çok hoşuna gitti,epeydir gelemiyordu tabii.Gelen müvekkiller yanında ortada örümcekle dolanan bir bebek,ne güzel değil mi:)

BUGÜN BENİM DOĞUMGÜNÜM...


14 NİSAN 2009

Bugün benim doğumgünüm.Neredeyse 30 lu yaşlara geliyorum,bundan sonra bilginize şimdiden sunayım ki bu yaşlarda kalmaya devam edeceğim.

Yağmurlu,bulanık,kararmış bir hava var bugün.

İyi ki doğumuşum ben...

1 Nisan 2009 Çarşamba

Yine futbol topu,tiramisu ve böğürtlen aromalı cheese kek


Artık Galatasaray futbol topu klasikleşti.Dün gene bir sipariş üzerine koşarak eve gittim.Bu kanaatimizce daha güzel oldu.

Nice yıllara M.Akif...

Yine tiramisular ve cheese kekler bir kafeteryaya sunum için gitti.Beğendiklerini ifade ettiler.Umuyorum ki yol,su,elektrik olarak geri dönüşüm olur :)

Bu seferki futbul topumuz muzlu ve çikolata parçalı idi.Keki sütlü pandispanya.Arası dolgu krema,kremşanti,muz ve çikolata damlacıklı.Üst tabaka şeker hamuru çilek aromalı.

Tiramisuya gelince ben genelde cuplarda tercih ediyorum,ancak sunum yağacağımız yere sunumun daha anlaşılabilir olması açısından tek kişil porsiyonda götürdüm.Onların da tercihleri cup imiş sonra da keşke dedim cupla götürseydim...

Cheese keki aslında üzerindeki meyveler ile sunuyorum ama önemli olan asıl lezzet olduğu için sunum numunelerinde meyvesiz olmasına ve içindeki aromatik tatların anlaşılmasına dikkat ettim.
Neticeler bakalım ne olacak,yeni gelişmeler üzerine haberdar edeceğim...

25 Mart 2009 Çarşamba

Bu siparişimiz ;Temamız Galatasaray Futbol Topu


Siparişi mümkünse 3 gün önceden alıyor olmamıza rağmen kıramadığımız bir talep üzerine akşam gelen siparişi bir gün sonrasına yetiştirmek için işleme koyulduk.Ancak sipariş akşamı elektrikler kesildi,misafir geldi,pasta yapım işi ertesi gün teslim gününe kaydı.
Vakit sıkıntısına rağmen pandispanyasını sabah 7 de kakaolu yoğurtlu pandispanyayaptım,fırına attım.Daha sonrasında ise krema ve şeker hamuru ile keki işleyerek ortaya Galatasaray Futbol Topu çıktı.Umarım pastamız beğenilir.
Nice Yıllara Mustafa...

24 Mart 2009 Salı

Tırtıl mı Kırkayak mı???

Dün gene ben hediye alacaktım...Tabii ki tarih tekerrür etti ve kızım ilk nasiplenen oldu.Görür gölmez çok sevdim bu oyuncağı,artık tırtıl mı kırkayak mı bilemem ama canım kızım da çok sevdi. İçinde çıngırak gibi bişeyler var sanırım hareket ederken ses çıkarıyor.İleri de renkleri de bununla öğretmek güzel olur diye düşünüyorum.
Bu arada nedendir bilemiyorum ama Adacık bana çok düşkün.Sürekli bana gelmek istiyor.Hoşuma da gitmiyor değil tabii ki.Ancak bu süreklilik arzedince yoruyor,keşke biraz da hep babasına gitmek istese.Kızlar babaya düşkün olurmuş diyorlar ama şimdilik bizde böyle bir durum sözkonusu bile değil.Bence anneler kızlarına düşkün olurmuş,ayy yazarken bile çok özledim kızımı...
ADA

23 Mart 2009 Pazartesi

23 MART Doğumgünü



Bugün görümcem Özlem Ablamın doğum günü.Tüm sevdikleri ile nice güzel yıllar geçirmesi temennisi ile hep beraber doğumgününü kutladık.Dün akşam kutlama pastasını imale geçtim.Niyetim şeker hamuru ile temalı pasta yapmaktı ama dün için malzemelerim elime geçmediğinden çikolata sosu,çilek,marşimelov ile pastayı yapmak zorunda kaldım.

Pasta haricinde limon aromalı,portakal ve meyve tanecikli,damla çikolatalı truflelar yaptım.


Umarım beğenilmiştir.

Tekrar nice güzel yıllar diliyorum...

20 Mart 2009 Cuma

Çıtır Çıtır Kuruyemişler,Krokan



Bu çektiğim resimler görüyorum ki hiç de verimli olmamışlar,ama neyse en azından işin özüne inelim,anafikri alalım şimdilik:)
Bu kasedeki krokanlar tam bir atıştırmalık.Yapımı da bir o kadar basit,1 bardak çerez;artık siz ne severseniz,1 bardak şeker ve 1 tatlı kaşığı margarin.Hepsini tavaya koyup karamal kıvamına gelene kadar pişiriyoruz.Karamelize olunca yağlı kağıt serilmiş bir tepsiye incecik döküyoruz.Soğuduktan sonra kırarak mümkünse yolumuza en yakın yere koyup gelip gidip atıştırıyoruz.

KALPLİ PASTA,aromatik tatlar



Günün anlam önemine binaen bir pasta yapayım dedim,bizimkileri uyutur uyutmaz.Hemen işe koyuldum gecenin bir yarısı kek,krema ,süsleme derken epey vakit geçirdim.İşin ilginç tarafı eşim pasta börek sevmez,ama ben gene de üretimdeyim:)


Yaptığım pastayı kahvaltıdan sonra tadarken hatta bu iş iyi de ben her pastayı tatmak zorundamıyım diye de bize espri yaptı.Şule hanımla biz sevdik.



Bu kısım da yapım aşamasından bir görüntü.

Pasta içerisinde aromatik tatlar mevcut.Üzeri çikolata,iç yüzeyi krem şanti,çikolatası bitter ve çilek aromalı,keki ise hindistan cevizi aromalı.
Resimleri bilgisayara aktardığımda anlıyorum ki benim daha güzel bir makinaya ihtiyacım var.Buradan şimdiden sevgili eşime duyurulur,hazır doğumgünüme az kalmışken aslında güzel bir fotoğraf makinası hiç de fena olmazdı...

19 Mart Evlilik Yıldönümüm

Dün bizim evlilik yıldönümüzdü.Eşim yoldan geldiği ve kızımı da bir başka yere bırakmaya gönlüm elvermediğinden öyle çılgınlar gibi eğlenemedik ama benim bu sefer ki hediye alamama nezaketsizliğime rağmen sağolsun eşim çiçeklerimi ve hediyemi unutmamıştı.Yorgunluğuna rağmen hep beraber güzel bir de yemek yedik.
İşte bunlar benim ev halkım...

3.Yılı da devirdik...3.Yılda 3 kişi olduk.Hep beraber nice yıllar diliyorum kendimize...



15 Mart 2009 Pazar

Annem geldi Ankara'dan

Cuma günü kapıyı açtım, SÜRPRİZZZ evde annem,şaşırdım.Hoşgeldin safalar getirdin.Yorulmuştum çok da iyi oldu.Ada'ya bir arkadaş daha geldi yaşasın,yaşasın başka şeylerle de uğraşabilirim.
Eskiler derler ya torunlar çocuklardan daha çok sevilirmiş diye,bunu anneme soruyorum yok yok ben seni daha çok seviyorum diyor ama YALAN!!!Bu arada kıskanmadım yanlış anlaşılmasın.Ben hiç beni özleyip otobüse atlayıp geldiğini hatırlamıyorum,ama sözkonusu Ada olunca kesin özlem ağır bastı,koştu geldi.Hoşgeldin annecim...

ÇİKOLATALI PASTA___ANNEVEMELEK BU HAFTA SONU BENDE...___SİZLERE İKRAMIMDIR


Madem ki misafirlerim var ben de onlara ikramda bulunayım derken ,çikolatalı pasta yapmaya karar verdim.


İşlemime deepfrizeden vişnelerimi çıkarıp ,ıslayarak başladım.

Aslında bu tarz pastalara hazır pastaban uygulamıyorum ama elimde bir adet vardı ve pratik olsun diye kullandım.Ev yapımı pandispanya ile daha iyi olacağını düşünüyorum.Pastayı yediğinizde damağınızda kalan yoğun portakal ve vişne aroması.Krem şantiye portakal aroması ekledim.İç tabaka krem şanti ve vişne ,dış tabaka çikolatalı (sacher pasta kreması)krema ile kaplı.Dolaba dinlenmek üzere koyduğunuzda donarak sabit,tortusuz bir tabaka oluşturuyor.Tarifi hafta içi ekleyeceğim.Misafirlerime aciliyetten sunuyorum.


ANNEVEMELEK BU HAFTA SONU BENDE...

Şimdiden hepinize HOŞGELDİNİZ diyorum.Hoş geldiniz,safalar getirdiniz.Hepinizi saygı ve sevgiyle selamlıyoruz.Umarım beğenirsiniz bu haftasonu gezinizi.
Ben de sizin için pasta yaptım;Çikolatalı pasta.Hepiniz için sunuyorum.Keyifli dakikalar...

13 Mart 2009 Cuma

TRUFFLE

Dün akşam Ada uyur uyumaz denemek istediğim truffle işlemine koyuldum hemen.Gerçi yaparken birkaç kere uyandı ama,sayılmaz diyelim...
Malzemeler:
400gr negro bisküvi
200 gr labne
200 gr çikolata
Negroları blenderden geçirip labne paynir ile iyice yoğuruyoruz.Diğer tarafta da çikolatayı benmari usulü eritiyoruz.Ben bitter kullandım ama sütlü çikolatanın daha iyi olacağı kanısındayım.Yoğurma işleminden sonra top haline getirdim ve topları teker teker çikolataya batırp yağlı kağıda serdim biraz soğuduktan sonra dolaba donmaları için yerleştirdim.Donunca da folyo ile sararak şeker görünümü verdim.Biraz daha değişiklik fikrim var ama kısıtlı vakitle ancak bu kadar oldu,ilerleyen zamanda yeni sunumlar yapacağımı düşünüyorum.

Ada'nın spor ayakkabıları


Dün aslında bir arkadaşımın doğumgünüydü ve ona hediye almak için çıkmıştım.Kısmet Adakız'a imiş.Artık ilkbahar yaz sezonunu açan mağazalarda süper şeyler gördüm,kızıma güzel güzel bodyler,taytlar aldım.Gözüm elbiselerde kaldı ,bir an Ada'nın onları giyip ortalıkta koşturmasını hayal ettim ama henüz erken,havalar tam ısınmadı zaten hepsi kısa kollu idi.Nasıl olsa bir kaç ay sonra kızım yürümeye başlayacak ve havalar daha da ısınacak.Kızımın inşallah bol bol onları giyme ve ortalıkta dolaşma fırsatı olacak,yaz gelse idi artık ne kadar çok planlar kurdum.
Neyse,akşam eve götürdüğümde kızım sırayla baktı aldıklarıma,ve ençok bunu beğendi kanımca çünkü dayanamayıp kemirmeye başladı:)Sabah işe gelirken hala ayakkabıları kemirmeye devam ediyordu.Sanırım çok lezzetliler:)
Bu arada bizim ev Ada için tehlikeli bir hal almaya başladı.Aşağıda olan prizler,kanepe kolları ve sehpalar.Yeni tasarımlar üretme halindeyim şu aralar tehlikeleri en aza indirmek için.
Adacık kendi başına yürüyebileceğini sanıyor.Bırakın beni diye de bize kızıyor.Sabahları odasındaki beşiğinde ayağa kalkmış bir şekilde feryatla uyandırıyor bizi.O küçücük elleriyle beşiğe tutunarak ayağa kalkıyor ve benim kendi fikrimce bırakınca düşeceğini bilip korkuyor ve basıyor feryadı.O kadar güzel bir görüntü ki o beşikten küçücük bir kafa ve yanında iki tane el görüntüsü anlatamam.
Hikayeler sanırım bundan sonra başlayacak...

Marşimelov yıldızları...


Bu isim tamamen kendi uydurmamdan ibarettir aslında.Maksat şeker hamuru için aldığım yıldız kalıpları denemek idi.
Malzameler:
1 adet Vanilyalı puding
5 adet istediğiniz çeşit marşimelov
3 adet halley
Böğürtlen sosu
Vanilyanlı pudingi üzerinde yazdığı şekilde pişirin,pişerken içerisine marşimelov taneciklerini atın.Ben pembe attım ki biraz pembe olsun diye.Puding içerisinde zaten kolayca eriyorlar.Pudingi ocaktan alınca 3 adet halleyi parçalayarak tencereye onları da ekledim.Yıldız kalıpları ıslatıp malzemeyi içerisine döktüm.Soğuduktan sonra buzdolabına soğumaya aldım.Servise sunarken de üzerine böğürtlen sosu ekledim.Yaz ayları için çilekli dondurma ile de sunulabilir diye düşünüyorum.

ISPANAKLI BÖREK


Damakta bıraktığı demirsi tat için bazı zamanlarda ıspanakla aram iyi olmuyor ama bu kış demek ki aramızın iyi olduğu zamanlardan ki ıspanak versiyonları üretiyorum.
Aslında basit tarifi olmasına rağmen çok lezzetli bir börek oldu.Ispanakları yıkadım ve çiğden doğradım, 2 kaşık salça,3 kibrit kutusu kadar beyaz peynir,1 çay kaşığı karabiber,1 çay kaşığı tuz ve pul biber ekledim ve 1 adet doğranmış soğanla karıştırarak iç malzameyi hazır ettim.3 adet hazır yufkayı ayırdım.İç malzemeyi yufkalara sarmadan ayrı bir kapta 1 bardak süt,yarım bardak yağ ve 1 yumurta ile çırptım.Bunu önce yufkalara sürdüm ve ıspanaklı içle beraber sardım.Tepsiye dizeken biraz da kırışık görünüm vererek üzerine 1 yumurta sarısı ve 1 çay kaşığı pudra şekerini sürdüm.200 Derece fırında pişirdim.Fırından çıktıktan sonra da üzerini örtmedim biraz çıtır çıtır olsun diye.

Pazar Günü


Pazar günü Sinem geldi,Sinem benim üniversiteden beri çok yakın arkadaşım,aynı şehirde yaşıyor aynı şehirde çalışıyoruz.

Altınlı günümüz ve adliye dışında dışında bugünlerde pek görüşemiyorduk çok da iyi oldu.

Aslında ikimiz de diyetteyiz ama gene bozuluverdi nedense:)Zaten bu sofradakiler kalorisiz şeyler,hemen eriyen cinsten diyerek indiriverdik mideye.Adacık da bize katıldı ucundan kıyısından,tabi onun kilolarla başı dertte değil.

6 Mart 2009 Cuma

Şeker Pasta






Şule Hanımla yeni merakımız;şeker hamurlu pasta.bir hevesle koştur koştur geldim işten.Yapılışına bilahare yer vereceğim,ama dayanamayıp resmi koyalım dedik.Birazdan biz pastayı yiyeceğiz.Bir de tadına bakalım,kıyamadık ama,neyse...
Sevgiyle kalın...

3 Mart 2009 Salı

BAHAR &Gri havalar

Kaç gündür yağmurlu havalar,bazen kar,bazen yağmur.Hiç sevmem bu havaları zaten.Bugünlerde biraz uyuşukluk da var.İş,ev,büro derken bir de uykusuzluk var.Sanırım kızımda üst dişler rahatsızlık yaratıyor.Bir de bugünlerde yazmak için toparlamam gereken kafam hep başka yerlerde,motivasyonu sağlayamadım.Gri havalara inat biraz bahar kokusu ile şimdilik sadece baharı kaşılayalım diye 2 güzel renk sunuyorum...



24 Şubat 2009 Salı

Annelik Üzerine

8 Aylık annelik hayatımı özetleyecek olduğumda;
Arkadaşlar bu bebek büyütmek ,çocuk yetiştirmek anlıyorumki şimdilerde hiçbirzaman aklınızda koydunuz kurallara göre olmuyormuş.Yok ben çocuğum olsa bunu yaparım,şöyle yetiştiririm ,böyle terbiye veririm olayı sadece hikayeden ibaret imiş.
Bir kere nasıl bir huy ve karakterle dünyaya geliyorlar ise tamamen talim - terbiye etme görevi onların elinde oluyormuş.Oyunun kurallarını da aslında onlar koyuyorlarmış.Siz sadece size verilen rolü oynuyorsunuz konumunda imişsiniz de benim haberim hiç yokmuş.
Bikere benim zaten bebekten önceki hayatımda bebek nasıldır ,ne yapar,nasıl büyür diye bir bilgim hiç yokmuş ona kanaat getirdim.Bebekten sonraki hayatımda da aslında ideallerin tamamen hayaller olduğu kanısı ve gerçekten de ideal diye gerçek bir şeyin olmadığını anladım.İleriye dönük yorum yapmak ve planlar kurmanın ne kadar gereksiz,hayatı anlamsızlaştıran şeyler olduğunu,plan kursan bile zaten böyle bir şeyi yapmaya hakkın olmadığını,eğer ortada bir plan varsa bunu yavrucukların yapabileceği öğrendm.
Adacık daha dünyaya gelmeden hep dediğim ;ilk zamanlar uyur,koyduğın yerde kalır,oh bebekken sorun yok,en rahat dönem,sonrasında da işte bir çözüm bulunur idi.
Uyur,bebekler gibi uyumak AAAA aaa ne kadar saçmasapan bir terim Adacıktan sonra öğrendim.Şimdilerde aaa bebek uyur mu gibi bir kavram içerisindeyim.Bunu kim uydurduysa YALAN,

1.KURAL:Bebek asla uyumaz.

Bebeğime mümkün olduğunca mama vermek istemiyorum diye bir hayal olur mu ya nasıl kurduysam bu hayali kendimi bir türlü anlayamıyorum.Çalışma hayatıydı,kızım uyumuyordu,uykusuz kaldımdı derken süt olur mu hiç.Ya da şunu yersen sütün çok olur,bunu yersen süt yapar,boğazından kesme ,sen daha lohusasın diye koskoca yalanlar önüme birikmişken her denemem bir türlü çoğalma ile sonuçlanmayınca anladım ki anne sütü bünyesel ve dinlensel bir olay.Şimdi bu dinlensel ne demek derseniz kısaca ,yorulmamak,uykusuz kalmamak,çalışmamak,bir elin yağda bir elin balda gibi bir şey derim.Öyle aman süt olsun şundan yiyeyim bundan yiyeyim derseniz bir bakarsınız dirhem dirhem size et olmuş.

2.KURAL:Sütüm yoksa yoktur,çok ısrar edin ama yoksa mama verin.

Oysa ne hayaller kurarak kızımın odasını yapmıştık.Dönenceyi bile aman hemen hazır olsun diye almıştık.Adacık 8 aydır bir ilke imza atarak 3-4 gündür odasında yatıyor.Yatak odama beşik almam,yatağıma hiç almam,ay yazık ezilir filan olayları da yalan.AAA aaa bir bakıyorsunuz küçük ev arkadaşınız sizin yatağınızı da sahiplenmiş.Şimdi kendi odası ve beşiği,yatak odası beşiği,oturma odası çingene beşiği,büro çingene beşiği ve yatak odası yatağı olmak üzere bu miniğin 5 tane birden yatağı var.

3.KURAL:Bebek uyumak istiyorsa istediği yerde uyur,boşuna kurallar koymayın.

Ay hamilelikte biraz ölçüyü kaçırdım,neyse doğumdan sonra zayıflarım artık,zaten bebek var,ona adapte olmaktan istemesemde zayıflarım kadar büyük bir ütopya olamaz.Benim gibi hamileliğinizde 20 kg alıp 2.600 gr bir bebek doğuruyorsanız o ölçü kaçmamış,ölçü kavramı diye bişey kalmamış demektir.Emzirirken zaten kilo kaybedersin diye bir olay yok.Sonrasında da 8 aydır uyumadım ama 13 kg nin dışında da kilo veremedim diyen yunus balığı olursunuz.

4.KURAL:Zayıf olun zayıf kalın,hamileyken bebek nasıl olsa kilo alır.

Ben bebeğime tamamen doğal gıdalar vercem hikayesi de yalan.Bikere emzirirken bile mutlaka siz içerisinde hormon bulunan gıdaları tüketiyorsunuz bu sütten bebeğe geçiyor,sonrasında istrseniz mevsimsiz sebze meyve yedirmeyin yine morfolojisi bozulmuş gıdalardan tüketir.Valla bugünlerde maydonuzun bile hormonundan şüphe ediyorum.Bir de kavanoz kaşık mamaları yedirmem,evimde yaparım filan diye de bişey yok.Gittim gördüm test ettim.Kavanozlara sağlıklıca yerleştirdiklerini gördüm,ancak organik denilen gıdaların üreticileri tarım yapan amcalarımızla görüşüp konunun özüne inemedim,çocukluklarını gözlemleyemedim ama emin olun sağlıklı kavanoz gıdaları.Zaten sebzeleri pişirirken biz şoklama yapamadığımız için besin değeri kayıplara uğruyor.

5.KURAL:Kavanoz mamaları da evde yaptıklarınız kadar hatta daha fazlasıyla sağlıklı.

Bebeğimin kesinlikle düzenli bir yaşantısı,düzenli bir uykusu olacak,saati saatine düzen uygulanacak hayata uygulamayan bir kriterdir.Zaten bebeğimi büro hayatına da alıştıran biri olarak böyle yapabilen insanlar varsa dahi ben o katagoriye dahil değilim.Ben çocuğuma sağlıksız öğretilerde bulunmayacağım.Örnek veriyorum yürüteç almam,adımlarını sağlam bassın,yürümeyi gerçekten öğrensin.Demeyin.Aman 10 dk oyalansın yürüteçte o bile yeter diyen biri haline gelebilirsiniz.

6.KURAL:Düzen ve öğretiler yok gerçekler vardır.

Hep büyüklerimiz derler.Aman çocuk uyurken sen de uyu.Uyu uyu uyu nereye kadar uyu.O çocuk zaten yatınca 10 dk uyuyor,uygun yatak ve uyku pozisyonuna geçmek,uykuya dalmak bunca süre uykusuz kalmış birisi için zaten en az 30 dk yı bulurken gel de uyu.Başka açıdan bakalım,uyusun da ortalığı toparlayım,mutfağı toparlayım,yemek yapayım,çamaşır asayım durumları sözkonusu iken zaten bebeğin o uyku arasında bunların hiçbirini yapamaz,üstelik uyuyamaz,bebek uyanınca bir elde bebek bir elde yemek işe koyuluverirsiniz.

7.KURAL:Bebeğiniz uyurken asla uyuyamazsınız.

Ütü yapmayı sevmeyen biri olarak kendi ütülerimizin yanına bir de Ada kıyafetleri ütüleri çıkmıyormu deliriyorum.Aman kendininkilerden önce bebeğinkileri ütüle derler.Yalan söylemiyeceğim itiraf ediyorum arada ütülemeden dolaba dizdiğim olmuyor değil.Haa bir de bebek çamaşırlarına sabun tozu imiş YALAN ,Sabun tozu kesinlikle kıyafetlerde kalıntı bırakıyor,leke çıkarmıyor.Hoş hala bu yalana inanaraktan Ada'nın çamaşırlarını sabun tozu ile yıkıyorum ama zaten içerisinde hijyenik temizleyici barındıran şeylerin sağlıklı olmadığını da adım gibi biliyorum.Zaten o bebek yemek yerken nasıl bir kirletme canavarına dönüşüyor,o yaka nasıl bir güçle çekiliyor,inanamazsınız.

8.KURAL:Sabun tozu sağlıklı değildir.

Şimdilik aklıma gelen YALAN olan GERÇEKLER bunlar,gelen giden büro ortamında ancak bukadarını toparlayabildim zaten.Sonra 8 aylık annelik hayatımın öğretilerine devam edeceğim.

23 Şubat 2009 Pazartesi

AKŞAM YEMEĞİ üzerine ADA TATLISI


Bu akşam pratik yemek günüydü,işten gelip acıkınca en çabuk pişecek yemek nedir derken sosyete mantısı pratik,çabuk pişecek lezzetli bir yemektir diye koştur koştur pişiriverdik.Çok da güzel olmuştu.Sade oldu ama neyse...
Gelelim günün tatlısına :

Bizce çok lezzetliydi,o tatlı şimdi tatlı bir uykuda.
İyi uykular meleğim...

Ada'dan Emine Teyzesi'ne






Emine Teyzecim seni unutmadım tabiki.Az hoplatmadın beni büroda,resmen hoppala oldun teknolojik aletlere inat.Şule teyzemin mola vakitlerinde hep sendin yanımdaki.Ben artık büyüyorum,gelmiyorsam da oralara seni unuttuğumu sanma sakın.Annem senin yerine de öpüyor bazenleri beni.Sıcaklar gelsin ben de gelcem...
Sevgilerimle...